Kamulaştırma, Orman İzinleri ve Tahliye Süreçleri: Hangi Durumda Hangi Mevzuat Uygulanır?

Karayolları, enerji, su, maden ve benzeri altyapı projelerinde en sık karşılaşılan sorunlardan biri, proje alanlarında bulunan yapıların, işgallerin veya sonradan yapılan müdahalelerin nasıl kaldırılacağıdır. Uygulamada çoğu zaman 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu, 3091 sayılı Kanun ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 75. maddesi birbirine karıştırılmaktadır. Oysa her bir düzenleme farklı durumlar için öngörülmüştür.

Orman İzinleri: 16 ve 17. Madde Nedir?

Karayolları Genel Müdürlüğü uygulamalarında en sık karşılaşılan orman izinleri, 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 16 ve 17. maddeleri kapsamındaki izinlerdir.

16. Madde İzinleri

  1. madde, madencilik faaliyetlerine ilişkin izinleri düzenlemektedir. Uygulamada;
  • Taş ocakları,
  • Ariyet sahaları,
  • Kum ve çakıl ocakları,
  • Kırma-eleme tesisleri,

gibi faaliyetler bu kapsamda değerlendirilmektedir.

Karayolu projelerinde kullanılan dolgu ve yapı malzemelerinin temin edildiği sahalar çoğu zaman 16. madde kapsamında izinlendirilmektedir.

17. Madde İzinleri

  1. madde ise kamu yararı taşıyan altyapı tesislerine ilişkindir.

Bu kapsamda;

  • Otoyollar,
  • Devlet yolları,
  • Tüneller,
  • Köprüler,
  • Viyadükler,
  • Enerji nakil hatları,
  • Şantiye sahaları,
  • Depo sahaları,

için orman izinleri verilmektedir.

Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen birçok otoyol ve devlet yolu projesi, 17. madde kapsamında alınan kesin izinlere dayanmaktadır.

Orman İzin Sahalarındaki İşgaller Nasıl Kaldırılır?

Uygulamada sıkça karşılaşılan bir durum, izin alınmış orman sahalarının üçüncü kişiler tarafından işgal edilmesidir.

Örneğin;

  • İzin sahasına tel çit çekilmesi,
  • Tarımsal faaliyet yapılması,
  • Konteyner konulması,
  • Kaçak yapı inşa edilmesi,

gibi durumlarla karşılaşılabilmektedir.

Bu gibi hallerde ilk müracaat edilmesi gereken kurum Orman İdaresidir. Çünkü taşınmaz halen orman rejimi altında bulunmakta olup, izin sahibi kurum yalnızca kullanım hakkına sahiptir.

Bu nedenle işgalin kaldırılması konusunda öncelikle ilgili Orman İşletme Müdürlüğü veya Orman Bölge Müdürlüğü nezdinde işlem tesis edilmesi gerekmektedir.

Şayet Orman İdaresi tarafından gerekli işlemler yapılmaz veya sonuç alınamazsa, olayın niteliğine göre farklı hukuki yollar değerlendirilebilir.

2886 Sayılı Kanun’un 75. Maddesi

2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 75. maddesi, kamu taşınmazlarının işgal edilmesi halinde uygulanmaktadır.

Bu kapsamda;

  • Hazine taşınmazları,
  • Kamu kurumlarına tahsisli taşınmazlar,
  • Kamu mülkiyetindeki alanlar,

üzerindeki işgaller Kaymakamlık veya Valilik marifetiyle tahliye edilebilmektedir.

Ancak bu hüküm esas olarak kamu mülkiyetindeki taşınmazlar için öngörülmüştür.

3091 Sayılı Kanun

3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun ise fiili işgallere karşı hızlı bir idari koruma sağlamaktadır.

Özellikle;

  • Yol platformlarının işgali,
  • Emniyet sahalarının kullanılması,
  • Kamu hizmetine ayrılmış alanlara müdahale edilmesi,

gibi durumlarda uygulanabilmektedir.

Başvurular Kaymakamlık veya Valilik makamlarına yapılmakta olup, yapılan inceleme sonucunda işgalin kaldırılmasına karar verilebilmektedir.

2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 20. Maddesi

2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 20. maddesi ise kamulaştırma sonrasında taşınmazın boşaltılmasına ilişkindir.

Örneğin;

  • Taşınmaz kamulaştırılmış,
  • Bedeli ödenmiş,
  • Mahkeme kararıyla idare adına tescil edilmiş,

olmasına rağmen malik veya kullanıcı taşınmazı boşaltmıyorsa, idare tahliye işlemlerini bu madde kapsamında gerçekleştirebilmektedir.

Bu hüküm acele kamulaştırma süreçlerinin sonunda da uygulanabilmektedir. Ancak acele kamulaştırma kararının tek başına tahliye sonucunu doğurmadığı, asıl kamulaştırma sürecinin tamamlanmasının gerektiği unutulmamalıdır.

İrtifak Kamulaştırmalarında Durum Farklıdır

Uygulamada en çok karıştırılan konulardan biri de irtifak kamulaştırmalarıdır.

Tam kamulaştırmada mülkiyet idareye geçerken, irtifak kamulaştırmasında mülkiyet malik üzerinde kalmaya devam eder.

Örneğin;

  • Enerji nakil hattı,
  • Drenaj hattı,
  • Şev alanı,
  • Geçici servis yolu,

için irtifak hakkı tesis edilmiş olabilir.

Bu durumda malik taşınmazın sahibi olmaya devam eder. Ancak irtifak hakkının kullanılmasını engelleyecek tasarruflarda bulunamaz.

İrtifak Alanında Yapılaşma Halinde Ne Yapılır?

Enerji nakil hattı irtifak alanı üzerine bina yapılması, şev alanına duvar örülmesi veya drenaj hattının kapatılması gibi durumlarda artık tahliye mevzuatından değil, irtifak hakkının korunmasından söz edilir.

Bu gibi durumlarda temel hukuki yol, Türk Medeni Kanunu kapsamında açılacak olan müdahalenin men’i (elatmanın önlenmesi) davasıdır.

Gerekli durumlarda yapının kaldırılması (kal) talebi de dava konusu yapılabilmektedir.

Dolayısıyla irtifak hakkı bulunan alanlarda her zaman 2942 sayılı Kanun’un 20. maddesi, 3091 sayılı Kanun veya 2886 sayılı Kanun’un 75. maddesi uygulanmaz. Somut olayın niteliğine göre ayni hakka yapılan müdahalenin kaldırılması yoluna başvurulması gerekebilir.

Sonuç

Uygulamada hangi mevzuatın kullanılacağı, taşınmazın hukuki statüsüne göre değişmektedir.

  • Orman izin sahalarında öncelikle Orman İdaresine başvurulmalıdır.
  • Hazine ve kamu taşınmazlarındaki işgallerde 2886 sayılı Kanun’un 75. maddesi değerlendirilebilir.
  • Yol ve emniyet sahalarındaki işgallerde 3091 sayılı Kanun etkili bir araçtır.
  • Kamulaştırılarak idare adına tescil edilen taşınmazların boşaltılmasında 2942 sayılı Kanun’un 20. maddesi uygulanır.
  • İrtifak hakkına aykırı müdahalelerde ise temel çözüm, müdahalenin men’i ve gerekiyorsa yapının kaldırılması davalarıdır.

Bu nedenle her olayda öncelikle taşınmazın mülkiyet durumu, izin türü ve müdahalenin niteliği tespit edilmeli, ardından uygun hukuki yol belirlenmelidir.

Ertan Taner Tunç tarafından

Harita Mühendisi - Karayolları 15. Bölge Müdürlüğü

Yorum Gönderin

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir